| Genel Kültür Bilgi Bankası |
Tüm cep telefonu fırsatları için tıklayın !
|
Administrator
|
Hayatı Tek Cümleyle Anlattı Hem komedi hem trajedi alanında verdiği eserleri her çağda ve ülkede en çok sahnelenen büyük oyun yazarı İngiliz şair William Shakespeare'in büyük ününe karşın yaşamı pek bilinmez. ~ Cansu Yılmazçelik İnsana ait hangi duyguyu anlatmak isterseniz isteyin, kıskançlık mı, ihtiras mı, intikam mı, aşk mı, korku mu, kararsızlık mı, karşınıza onun satırları çıkar... O, bütün bu duygulara hakimdir... İnsanların hiçbir gizlisi yoktur ondan... O her şeyi bilir... İnsana dair olanlara öylesine nüfuz etmiştir ki hayatla ölümü tek bir cümleye Olmak ya da olmamak cümlesinin içine sığdırabilir. O, bizimle ilgili her şeyi bilir ama biz onunla ilgili çok az şey biliriz. Büyük bir muammadır William Shakespeare... Eserlerini kendisinin yazıp yazmadığını bile kesin olarak söyleyemeyiz. Geçmiş zamanın bilinmezliğinin arkasına saklanmış ama yine de oyunlarıyla, kitaplarıyla hatırlanmaya, tekrar edilmeye devam eden bir büyücüden söz eder gibi söz ederiz ondan... Her anı olaylarla, gerilimlerle, unutulmaz cümlelerle dolu oyunları yazan o adamın kendi hayatı boşluklarla, bilinmezliklerle, eksikliklerle doludur. 1564 yılında doğan William, kendisinden önce ölen diğer kardeş ya da kardeşlerine oranla çok daha büyük endişeler getirmişti aileye... İngiltere'yi kırıp geçiren büyük veba salgını sırasında doğan bebek, bu lanetli hastalık bulundukları kasaba Stratford'a da ulaştığında sadece birkaç aylıktı. Kilisenin ölüm bildiren çanları daha çok bebekler ve kadınlar için çalarken Bayan Shakespeare de bebeğine bakarak onun yaşaması için dua ederdi. Bir çocuk daha kaybetmeye tahammülü yoktu. Zekası ve değişen koşullara uyum yeteneğiyle kısa sürede yükselen babaJohn Shakespeare, yün ticareti ve deri işlemeciliğiyle uğraşan bir tüccardı aslında ama bir ara polislik, sulh hakimliği gibi işler de yapmıştı. Yıllar boyunca önce kurmaya sonra da sürdürmeye çalıştığı burjuva hayatında kazandığı son başarı ise kasabanın belediye başkanı seçilmesi olmuştu. Bazılarının yaşamında, yükselişin ardından gelebilecek herhangi bir düşüş ölümcül bir korku yaratır ve kişi düşmemek için en kötü yöntemlere bile başvururdu. John Shakespeare de belki bu nedenle tefecilik ve yasadışı yün ticareti işlerine bulaştı ve asıl bunlardan sonra o kadar korktuğu düşüş başladı... Bununla da kalmadı üstelik, bir dönemin saygın yargıcı hakkında tefecilikle ilgili davalar da açıldı ve bunalmış olan adam, alacaklılarını görmek endişesiyle artık devam edemediği kilise tarafından da dini bütün olmamakla suçlandı. Bu süre zarfında William da okula başlamıştı, pek çok kaynağın ortak kararına bakılırsa, gittiği okul Kralın Yeni Okulu adıyla da tanınan Stratford Gramer Okulu 'ydu. Müfredat açısından oldukça ağır olduğu bilinen bu okulda öğrenciler, İngilizce ve Latince öğreniyorlar, Romalı büyük yazarların eserlerini tercüme edebilecek ustalığa ulaşıyorlardı. Eğer bu okula gittiği doğru bir bilgiyse, hukuk ve benzeri alanlarda bilgi gerektiren oyunlarındaki hakimiyetini bu dönemde kazanmış; ilerde oyun konularını onun eserlerinden seçeceği Plutarkos gibi yazarlarla da bu dönemde tanışmış olabilirdi. Ancak William'ın bu okuldaki öğrenciliği, babasının düşüşüyle birlikte bitti; muhtemelen baba John Shakespeare, bozulan işleri nedeniyle oğlunu yanına almış ya da onun birinin yanına yardımcı olarak verilmesini sağlamıştı. Bu, aylarca süren bir staj anlamına geliyordu ve staj tamamlamış olan öğrencinin, nezaket kurallarından hamisinin iş alanlarına kadar pek çok konuda eğitim gördüğü kabul edilirdi. Okula başlamadan önce de babasının işlerindeki yasadışılığın farkında olduğu düşünülen William, okuldan ayrıldıktan sonra, yine babası sayesinde, kazanılan her şeyin kısa zamanda nasıl da kaybedilebileceğine şahit olmuş ve bu sayede hayatındaki ilk büyük derslerden birini almıştı; yükseklere çıkıldığında aşağı bakılmamalıydı, insanı düşüren aşağı baktığında duyduğu korkuydu... ![]() Birkaç yıl sonra, sadece on sekiz yaşındayken hayatının sonuna dek eşi olacak olan Anne Hatheway'le evlendi. Anne'ın babasının bu düğünden birkaç ay sonra ölmesiyle kalan miras sayesinde William ve Anne, bir süre maddi sıkıntıya düşmeden rahatça yaşama fırsatı elde etti. Evlilik törenleri de biraz aceleye getirilmişti aslında; özellikle de dönemin aşırı dini baskıları düşünüldüğünde, bu evlilik acil olarak yerine getirilmesi gereken bir formaliteydi sadece. Rahip tarafından her törende üç defa onayı alınan evlilik yemini, Shakespeareler'in töreninde yalnızca bir defa alınmıştı; Anne hamileydi ve bu nedenle fazla ayakta kalmaması gerekiyordu çünkü. William'dan sekiz yaş büyük olan Anne'ın hamileliği ve ailenin sonraki yıllarda birbirlerine pek de sıkı biçimde bağlı olmaması, ikilinin arasında derin bir aşk ilişkisinin bulunmadığını düşündürse de, William Shakespeare ile ilgili olan hemen hemen her konu gibi bu konu da o hiç değişmeyen bilinmezliğe gömülüydü. Stratford'dan tek başına ayrılmasının nedeni, kimine göre, ailesi ikizlerle birlikte dört çocukla genişlediğinden masrafların artmış olmasıydı, artık bir şeyler yapmalı, mirasla elde ettiği varlığını unutup yeni kaynaklar yaratmalı ya da sadece yirmi bir yaşındaki William, bu kadar büyük bir ailenin sorumluluğunu taşımaya hazır değildi, belki de bu bir bahaneydi. Kimine göre de bir soylunun topraklarında izinsiz avlandığı gerekçesiyle kendisine açılabilecek olan davadan korkmuştu. William, böyle saçma bir nedenle tutuklanabilir ve bu süre zarfında ailesini tam anlamıyla yalnız bırakabilirdi. Bunun yerine kasabadan kaçmayı seçmişti, böylece ailesinden uzakta olsa da onlara yardım edebilecekti. İşte bu dönem, yani ikizlerinin doğduğu 1585 ile 1592 yılları arasında William'ın nerede ve ne yaptığı ile ilgili kesin bir bilgi bulunmuyor ne yazık ki... Bu konuda da çok çeşitli tahminler var elbette; sözgelimi William, bir avukatın yanında çalışmış ya da bir okulda öğretmenlik görevi üstlenmiş olabilirdi. Belki orduda görev almıştı ya da belki bir süre seyislik, hatta yasadışı biçimde kasaplık yapmıştı... Sonra bir süreliğine de aktörlük belki? Ama bu bilinmeyen dönemin ardından bilinen bir şey vardı ki 1585'te yaşadığı Stratford'dan ayrılan William Shakespeare, yıl 1592 olduğunda, ünlü eleştirmen Robert Greene tarafından yazdığı bir oyun nedeniyle eleştirilecek kadar başarılı bir tiyatro yazarı olmuştu! Ve bu gibi eleştirilere bakılırsa, Shakespeare, ünlü yazarların saltanatını sona erdirmesi çok muhtemel bir yetenekti. William, ömrü boyunca üyesi olarak kalacağı Chamberlain'in Oyuncuları Kumpanyası'ndaki çalışmalar sırasında ortaya çıktı yeniden. Artık para kazanıyordu, tanınıyordu, etrafında birçok insan vardı... Bu baş döndürücü yükseliş, aklını karıştırmamış, onu yoldan çıkarmamıştı. Belki de gördüğü o acıklı düşüştü onu uçurumun sınırında tutan; aşağı bir kez bile bakarsa başının döneceği ve bundan sonra uçurumun derinliklerine yuvarlanacağı bilgisini henüz bir çocukken babasına bakarak öğrenmişti William... Stratford çok uzaktaydı o günlerde; William, tatil dönemlerinde bazen kasabaya dönüyor ama bir rivayete göre de giderken konakladığı hanın sahibinin karısıyla gizli bir gece geçirmeyi de ihmal etmiyordu. Bu kadının çocuğunun, sonradan William Shakespeare'in kendi öz babası olduğunu iddia etmesiyle alevlenecek bu rivayet de hiçbir zaman ispatlanamayacaktı. Her ne kadar ailesiyle ilişkilerini tam olarak nasıl sürdürdüğünü bilmesek de yıllar sonra zengin bir adam olarak Stratford'a geri dönebilmiş olması, yaşadığı her şeye rağmen aile bağların kopmasına izin vermediğini düşündürüyordu biyografi yazarlarına... Titus Andronicus adlı ilk trajedisini Yanlışlıklar Komedyası, Kral Lear gibi eserlerinin takip ettiği günlerde William Shakespeare adı, bir fenomene dönüşmüştü. Komedi türündeki ilk başyapıtı Bir Yaz Gecesi Rüyası da İngiltere'nin tiyatroyla ilgilenen kesimlerinde fırtınalar koparmıştı. ![]() Adı değerliydi artık... Oyunların tanıtımlarında en üstte yazılı olan bu ad, yer aldğı kitapların satış rakamlarının da yükselmesini sağlıyordu. İnsanlar yazdıklarını ona getiriyorlar, görüşlerini almak için günlerce bekliyorlardı. Bir gün elinde yazdığı şiirleriyle yanına yaklaşan bir şemsiyeciye, şiirlerine baktıktan hemen sonra, "Dostum, siz şemsiye yapın, hatta sadece şemsiye yapın" deyivermişti. Evet, adamın hayallerini yıkmıştı belki ama onun için ortada bir sorun yoktu; zira hiçbir miras doğruluk kadar zengin değildi. Kimilerinin oyunculuğuyla da takdir ettikleri bu muhteşem dahi, kimileri tarafından da asıl bu yönüyle hiç tutulmamıştı ve belki de, "Oyun yazması, hatta sadece oyun yazması" daha iyi olacaktı. Ama kim ne derse desin, Shakespeare, oyunlarını seçkin salonlarda ya da kraliyet mensuplarının önünde oynayabilen çok ender gruplardan birinin başında olan bir yıldızdı bundan böyle. Yine de bazı oyunlarından kendi hayatına cümleler atfediliyordu kaçınılmaz biçimde; uykumda bir kraldım, ama bir hiçim uyandığımda repliğini duyanlar, bunun Shakespeare'in kendi duyguları olduğunu iddia ediyorlarsa da o bunlara kulak asmıyor, çağdaşları gibi başkalarıyla söz düellolarına girişmiyordu. Çünkü "İnsanların yaptığı fenalıklar arkalarından yaşar, iyilikler ise çoğu zaman kemikleriyle beraber gömülür"'dü. Bu söz düellolarına ayıracak vakti de yoktu üstelik; haftanın altı günü oyun oynamak, çoğu defa da akşamları ayrıca düzenlenen gösterilerle soyluları eğlendirmek, tüm bunların arasında bir de yazmak için yaratmak zorundaydı. Tüm ikinci el laptop fırsatları için tıklayın ! Paylaş Tweet |
|||||||||

|
Administrator
|
![]() Oğlunun ölüm haberini aldığında ilk kez temelli yerleşmek üzere Stratford'a dönmeyi düşündü. Ailesinin özlemi, ölen oğlunun hayaliyle birlikte taşıyamayacağı kadar ağırlaşmıştı şimdilerde. Ertesi yıl, bir zamanlar iyi bir gelir ya da tutuklanma korkusu nedeniyle apar topar ayrıldığı Stratford'a giderek yıllarca Shakespeare'in anne ve babasıyla yaşamış olan Anne ve çocukları için kasabanın ikinci büyük evini satın aldı. Grubunun oyunlarının oynandığı tiyatroda hisse sahibi de olduğundan uzun süredir para sıkıntısı kalmamış olan Shakespeare, kıtlıkla sarsılan bir kasabaya döndüğünde kasabanın sayılı zenginlerden biri oluvermişti. 1592 yılında yeni bir veba salgını nedeniyle tiyatrolar zorunlu bir tatile girdiklerinde Shakespeare, Venüs ile Adonis'in hemen ardından Lucrece'yi de tamamlayarak teatral sayılamayacak şiir türünde de eserler yazabileceğini ispat etmişti. Kimilerine göre Shakespeare'in eşcinselliğinin itirafı niteliğini taşıyan bu dizeler, o sıralarda büyük aşk yaşadığı söylenen on dokuz yaşındaki Üçüncü Southampton Kontu Henry Wriothesley'e ithaf edilmişti. Bu dizelerin ardından yine Southampton'da bulunduğu sırada yazdığı iddia edilen soneler, Neye baksan ışıtıyor, sanki yaldızlıyorsun. Erkeklerin gözünü çalıyor, kadınların ruhunu Çeliyorsun. Hem sen başta kadın olmak için yaratılmıştın, Ama doğa biçim verirken sana gönlünü kaptırınca Fazladan kattığıyla beni senden etti hain. Evet ekledi bir şey ama hiç bir şey bana kalırsa. Eh, madem kadınların keyfi için sende bunu çıkardı Aşkın benim olsun bari, onlara kalsın sevişmenin tadı... gibi cüretkar dizeleriyle kontla aralarındaki ilişki hakkında da bir fikir veriyordu bu iddialara bakılırsa... Küçük yaşta ailesini kaybeden kontun hamisi Wriothesley'in, Oxford Dükü'nün kızlarından biriyle evlenmesini istiyor ancak genç kont, karşılığında ödeyeceği tüm maddi ve manevi bedelleri göze alarak hakkında verilen bu karara karşı çıkıyordu. Shakespeare de yazdığı şiirlerin bir kısmında kontu bir an önce evlenip çocuk sahibi olması için teşvik etmeye çalışsa da bu şiirler bir noktadan sonra kontun cesaretini övdüğü bir methiyeye ve ona duyduğu aşkın tutkulu itirafnamesine dönüşüveriyordu. Ancak aralarındaki sınıf farkları aşılmazdı; böylesi bir ilişkinin açıkça yaşanması hem ahlaki hem de sınıfsal nedenlerle imkansızdı. Shakespeare, veba salgınının bitmesinin ardından yazdığı ve yazacağı her dizeyi ithaf ettiği sevgili kontunun yanından ayrılarak yeniden sahne hayatına dönmüştü. ![]() Kraliçe Elizabeth'ten sonra gelen Kral James, tiyatrolara büyük bir bütçe ayırdığında bu bütçeden aslan payını, neredeyse kaçınılmaz bir biçimde alan ve bu dönemde adını Kralın Oyuncuları olarak değiştiren Shakespeare ve arkadaşarının grubu, ayrıcalıklı olmanın bedelini tuhaf angaryalara katlanarak ödemişerdi. Sözgelimi, ülkeyi ziyarete gelen İspanya Büyükelçisi'nin Sommerset House'da kaldığı süre boyunca onun etrafında olmak ve kanunun onlara emrettiği şekilde halinden memnun görünmeye çalışmak gibi zorunlulukları vardı artık... . Venedik Taciri . Bir Yaz gecesi Rüyası . Romeo ve Juliet . Macbeth . Julius Caesar . Othello . Antonius ve Kleopatra gibi bir çok komediyi, trajediyi, tarihsel eseri ve ünlü Soneler'i yazmış; . Hamlet . Kral Lear . Kral John gibi daha önceden başkaları tarafından yazılmış oyunları yeniden düzenleyerek onlara unutulmayacak biçimler vermiş olan Shakespeare, İngiliz edebiyatı incelemelerinde adına rastlanmaya başlanmasıyla ölümünden önce İngiliz edebiyatının devleri arasına girdiği müjdesini almıştı. ![]() 1610 yılında doğduğu kasabaya geri dönen William Shakespeare, bundan yalnızca altı yıl sonra, doğum günü de kabul edilen 23 Nisan'da düzenlenen bir ziyafet sırasında aldığı aşırı alkol nedeniyle komaya girerek öldü. Ölümünden iki gün sonra kasabadaki kilisenin bahçesine gömüldü. Bütün çocukluğu boyunca duyduğu o ses, Avon Nehri'nin tatlı mırıltısı, mezarının çok yakınında yeni bir uykuya yolcu etti onu; sonsuz bir hatırlanışı sessizce seyredeceği bir uykuydu bu... Tüm ikinci el laptop fırsatları için tıklayın ! Paylaş Tweet |
||||||

|
Administrator
|
Güncelleme
Tüm ikinci el laptop fırsatları için tıklayın ! Paylaş TweetLütfen beğendiğiniz konulara yorumlar yazarak, diğer kullanıcıların takip etmesinde yarar sağlayınız.
Yaşam Oyunu Forum Kuralları Lütfen Açılmayan Resimleri / Kırık Linkleri Bildirin Twitter Retweet ilginç içerik keşfetmek için |
||||||||

| Cevapla | « önceki Konu - Genel Kültür - sonraki Konu » |
| Etiketler |
| dergi, shakespeare, william, william shakespeare |
| Seçenekler | Stil |
Normal |